Sultan II. Abdülhamid'in Eskişehir'deki Mirası Karakışla Camii Kaderine Terk Edildi
Eskişehir'in at yetiştiriciliği ve haralarıyla ünlü Mahmudiye ilçesinde, Sultan II. Abdülhamid döneminde, 1897 yılında inşa edilen tarihi Karakışla Camii, adeta zamana ve bakımsızlığa yenik düşüyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezileşme politikalarının Anadolu'daki mimari yansımalarından biri olan ve bölgedeki haralara hizmet vermesi amacıyla özenle yaptırılan bu asırlık eser, bugün içler acısı bir halde kurtarılmayı bekliyor. Mahmudiye Müftülüğü bünyesinde bulunan caminin kapısına zincirle kilit vurulması, bahçe duvarlarının tamamen yıkılması ve arka pencerelerinin basit bir mavi branda ile kapatılması, yöre halkının ve kültür mirası savunucularının büyük tepkisini çekiyor.
"Mutlak Koruma İlkesi" ve İdarenin Hukuki Yükümlülüğü Tarihi bir yapının brandalarla kaderine terk edilmesi, yalnızca mimari bir kayıp değil; aynı zamanda kültür varlıkları hukuku açısından da ciddi ihlaller barındırıyor. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Danıştay ve Yargıtay’ın yerleşik yüksek mahkeme içtihatlarına göre; tescilli kültür varlıklarının aslına uygun olarak korunması, yaşatılması ve geleceğe aktarılması ilgili kurumlar (Vakıflar, Belediyeler ve Bakanlık) için ihtiyari bir durum değil, yasal bir zorunluluktur.
Yüksek mahkemelerin kararlarında sıklıkla atıf yapılan "mutlak koruma ilkesi", idarenin eserleri salt kullanıma kapatarak çürümeye bırakmasını hukuka aykırı bulmakta; acil restorasyon, rölöve, restitüsyon ve güçlendirme çalışmalarının ivedilikle başlatılmasını şart koşmaktadır.
129 yıllık geçmişe sahip Karakışla Camii'nin bu hazin durumu, yetkili kurumların acil bir eylem planı oluşturmasını zorunlu kılıyor. Vatandaşlar ve uzmanlar, caminin yapısal bütünlüğünü tamamen kaybetmeden önce hukuki sorumlulukların yerine getirilerek profesyonel bir restorasyon sürecinin başlatılmasını talep ediyor.





