Kocaeli'nin Körfez ilçesine bağlı Arslanlı köyünde, antik döneme ait eşsiz bir arkeolojik eser, yıllardır köy çeşmesi olarak kullanılıyor. 1961 yılında köylüler tarafından içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edilen çeşmenin yapımında, Roma dönemine ait olduğu tespit edilen devasa bir lahit kapağı ve çeşitli antik mezar parçaları tamamlayıcı yapı malzemesi (devşirme malzeme/spolia) olarak kullanılmış durumda. Üzeri zamanla yosun tutan ve bilinçsizce çimentoyla kaplanan tarihi eserin üzerinde, antik çağda kötülükleri uzak tuttuğuna inanılan ikonik 'Medusa başı' ve detaylı bitkisel motifler (akroter) net bir şekilde görülebiliyor.
"Devşirme" Eserlerin Hukuki Durumu ve Koruma İhtiyacı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde, bu tür 'devşirme' kullanımlar sıklıkla hukuki incelemelere konu olmaktadır. Güncel yüksek mahkeme içtihatları ve Yargıtay kararları, özel mülkiyette, şahıs arazilerinde veya köy tüzel kişiliğine ait ortak alanlarda bulunsa dahi, taşınır ve taşınmaz nitelikteki kültür varlıklarının devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu açıkça vurgulamaktadır. Bu emsal kararlar ışığında, araziden tesadüfen çıkan tarihi eserlerin yapı malzemesi olarak kullanılmasının önüne geçilmesi, eserlerin yerinde belgelenerek uzman restoratörler eşliğinde müze envanterine kazandırılması hukuki bir zorunluluk teşkil etmektedir.
Köylüler Durumdan Habersiz: "Alt Tarafı Taş Dedik" Çeşmenin üzerinde bulunduğu araziden çıkarılan parçalarla inşa edildiğini belirten yöre halkı ise durumun tarihi öneminden habersiz. Köy sakinlerinden 60 yaşındaki Nefiye Metin, çeşmenin uzun yıllar köyün can damarı olduğunu belirterek, "Çeşmemizin suyunu içiyoruz, çamaşır da yıkadığımız zamanlar oldu. Bize uzun zaman önce, 'Çeşmenin yanındaki parçalar tarihi' dediler. Biz de güldük, 'Öyle şey mi olur, alt tarafı taş' dedik." ifadelerini kullandı. 59 yaşındaki Ramazan Atik ise lahit parçalarının kendi arazilerinden geldiğini, büyüklerinin bu taşları çeşme yapımında kullandığını dile getirdi.
"Nikomedia Lahitlerinin Karakteristik Özelliklerini Taşıyor" Bölgede arkeolojik bir inceleme yapılmasının şart olduğunu vurgulayan Arkeolog Salim Saraç, çeşmedeki devşirme malzemelerin bölgenin antik dönem yerleşimi olduğuna dair güçlü kanıtlar sunduğunu belirtti. Saraç, yapının mimari detaylarına ilişkin şu teknik değerlendirmelerde bulundu:
"Çevreye saçılan lahit parçaları ve ipucu verecek diğer arkeolojik malzemeden, bölgenin antik dönemden beri yerleşim yeri olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Yakından bakıldığında lahit kapağının dar yüzündeki üçgen alınlığının içinde Nicomedia (İzmit) lahitlerinde çokça kullanılan Medusa başı vardır. Sağ köşe kısmında bulunan çift taraflı akroterde ise bitkisel bezeme mevcuttur. Üzeri çok yosun ve çimento kaplandığından dolayı lahit teknesinin olup olmadığı konusunda bilgi sahibi değiliz, ayrıca yazıt olup olmadığını da göremedik. Lahit, form ve süsleme olarak net bir şekilde Roma dönemini yansıtmaktadır."
Bölgedeki çimento tahribatının eser üzerinde geri dönülemez hasarlar bırakmadan önce, yetkili koruma kurulları tarafından acil bir yüzey araştırması ve kurtarma çalışması başlatılması bekleniyor.