Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1556 yılında inşa edilen ancak zaman içerisinde yıkılarak günümüze ulaşamayan Atik Camii yeniden inşa ediliyor. Tarihi yapının ihyasına yönelik proje ve onay süreçleri sürerken, gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından temelinin Kasım 2026’da atılması hedefleniyor.

Gökçeada Kaymakamı Osman Acar başkanlığında gerçekleştirilen değerlendirme toplantısında projenin teknik süreci, gerekli onaylar ve uygulama takvimi ele alınıyor. Çanakkale Valiliğinin güncel yönetici kayıtlarında da Osman Acar, Gökçeada Kaymakamı olarak yer alıyor.

1556 tarihli cami yeniden Gökçeada’ya kazandırılıyor

Atik Camii’nin geçmişi 470 yıl öncesine uzanıyor. Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen yapı, ilerleyen dönemlerde ortadan kalkıyor ve özgün haliyle günümüze ulaşamıyor. Bugün yürütülen çalışma ise artık mevcut bir yapının restorasyonundan çok, tarihsel veriler doğrultusunda yeniden inşa ve ihya projesi niteliği taşıyor.

Projenin uygulanmasıyla Gökçeada’nın Osmanlı dönemine ait mimari mirasının önemli unsurlarından birinin yeniden görünür hale getirilmesi amaçlanıyor.

Temelin kasım ayında atılması hedefleniyor

Kaymakamlık koordinasyonundaki toplantıda yapım süreciyle birlikte proje ve onay aşamaları değerlendiriliyor. Gerekli işlemlerin tamamlanması halinde caminin temelinin kasım ayı içerisinde atılması planlanıyor.

Kaymakam Osman Acar, yapının tarihi kimliği ile özgün mimarisinin esas alınacağını belirterek Atik Camii’nin yeniden Gökçeada’ya kazandırılacağını ifade ediyor. Acar, projenin ilçenin kültürel mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunmasının hedeflendiğini kaydediyor.

İhyada özgünlük belgeleri belirleyici olacak

Atik Camii örneğinin koruma açısından en önemli yönünü, yapının günümüze fiziksel bütünlüğüyle ulaşmamış olması oluşturuyor. Bu nedenle uygulamanın başarısı yalnızca yeni yapının tarihi bir görünüm taşımasına değil; özgün konum, plan, ölçü, malzeme ve mimari ayrıntıların ne ölçüde güvenilir belgelere dayandırılabildiğine bağlı bulunuyor.

Arşiv belgeleri, eski fotoğraflar, temel ve duvar izleri, varsa arkeolojik bulgular ile karşılaştırmalı dönem araştırmaları bu süreçte kritik önem taşıyor. Böylece yeni yapı ile tarihsel olarak doğrulanabilen özgün veriler arasındaki sınırın açık biçimde kurulması mümkün oluyor.

Kaynak: İHA