Kastamonu

Tarihi Köpekçioğlu Konağı Müze Oluyor

Kastamonu Daday'daki tescilli Köpekçioğlu Konağı restorasyon süreciyle müzeye dönüşüyor. Üniversiteliler antik tümülüsü de yerinde inceledi.

Daday'da Kültürel Miras ve Doğa Eğitimi: Tarihi Konak Müzeye Dönüşüyor

Kastamonu Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü öğrencileri, kültürel ve doğal mirası akademik bir perspektifle yerinde incelemek amacıyla Daday ilçesine kapsamlı bir saha gezisi düzenledi. Bu gezi, sivil mimari restorasyonundan arkeolojik alan korumasına ve çevre hukukuna kadar pek çok alanda somut gözlemler barındırıyor. Kastamonu Belediyesi'nin tahsis ettiği araçla ilçeye ulaşan öğrencilerin ilk durağı, sivil mimarimizin nadide örneklerinden olan ve günümüzde Kaymakamlık hizmet binası olarak kullanılan tarihi Köpekçioğlu Konağı oldu.

Yeniden İşlevlendirme (Adaptive Reuse) ve Hukuki Çerçeve Öğrencileri makamında ağırlayan Daday Kaymakamı Yasin Cevizci, konağın restorasyon geleceği hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Kaymakam Cevizci, yapının geçmişte makam odası olarak kullanılan bölümünü yeniden restore ederek bir sergi salonu veya müze haline getireceklerini müjdeledi.

Bu karar, kültür varlıkları hukuku ve koruma disiplini açısından son derece yerinde bir "yeniden işlevlendirme" (adaptive reuse) pratiğidir. 2863 Sayılı Kanun ve güncel Danıştay içtihatları; kamu kurumlarına tahsisli tescilli sivil mimari örneklerinin salt idari ofis olarak kapalı kapılar ardında tutulmasındansa, "yaşayan müze" konseptiyle kamu yararına ve kent hafızasına kazandırılmasını güçlü bir şekilde teşvik etmektedir. Bu sayede bina hem hukuki koruma kalkanını güçlendirmekte hem de turizm döngüsüne dâhil olmaktadır.

2100 Yıllık Tümülüs ve "Önleyici Koruma" Bilinci Konağın ardından ilçe merkezine 7 kilometre mesafedeki Taşçılar Göleti'ne geçen üniversite öğrencilerine, Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal tarafından bölgenin ekosistemi ve biyoçeşitliliği anlatıldı. Programın arkeolojik ayağında ise Kayı köyündeki 2100 yıllık antik Paphlagonia tümülüsü ziyaret edildi. Anıt mezar formundaki tümülüsler, ne yazık ki kaçak kazıların bir numaralı hedefi konumundadır. Hukuki ve doktriner yaklaşımlara göre, üniversite öğrencilerinin bu alanları yerinde tanıması ve bilimsel belgeleme yapması, kültürel mirasın korunmasında salt cezai yaptırımlardan ziyade "önleyici koruma" stratejisinin temel taşını oluşturmaktadır.

Doğal Mirasın Tahribatı: "Kirleten Öder" İlkesi İhlal Ediliyor Gezi sırasında doğal güzellikler takdir edilirken, çevre bilincine dair eksiklikler de öğrencilerin dikkatinden kaçmadı. Coğrafya Bölümü 4. sınıf öğrencisi Tolgahan Üstünyel'in, "Bölge mükemmel bir yer ancak insanların mesire alanını pis ve dağınık bırakması dikkatimizi çekti" şeklindeki tespiti, doğa koruma hukukundaki zafiyetleri gözler önüne seriyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında "kirleten öder" ilkesi ve idarenin doğal sit alanlarını koruma yükümlülüğü (pozitif yükümlülük) esastır. Bu tür alanlarda çevresel denetimlerin artırılması, tabiat varlıklarının sürdürülebilirliği adına idari bir zorunluluktur.

Bu kapsamlı akademik gezi, bir şehrin tarihi, kültürel ve doğal mirasını korumanın yalnızca yasalarla değil, bilinçli nesiller yetiştirerek mümkün olacağını bir kez daha kanıtladı.