Teknolojik Hafızanın Koruyucusu: Yarım Asırlık Ustanın Dükkânı Yaşayan Bir Müzeye Dönüşüyor
Kastamonu'da yaşayan 72 yaşındaki Veysel Karakaya, 1980 yılında adım attığı elektrikçilik mesleğini çeyrek asırdır aynı dükkânın çatısı altında büyük bir tutkuyla sürdürüyor. Zamanla tamir için getirilip unutulan, sahipleri tarafından geri alınmayan veya sırf anısı olduğu için hediye edilen elektronik ev aletleri, bu küçük tamirhaneyi kentin teknolojik hafızasını barındıran yaşayan bir müzeye dönüştürüyor. Adım atacak yerin dahi zor bulunduğu bu dar ve mistik alanda Karakaya; antika ütülerden nostaljik radyolara, eski tip süpürgelerden tost makinelerine kadar onlarca farklı döneme ait cihazı ustalıkla onarmaya devam ediyor.
Biriken Eşyalar ve "İleri Dönüşüm" Felsefesi Dükkânın içini saran kablo yığınları ve eski cihaz parçaları, sıradan bir karmaşadan ziyade "tamir kültürünün" ve modern tüketim toplumuna karşı direnişin en somut halini yansıtıyor. Mesleki serüvenini ve dükkânın bugünkü müze kimliğini anlatan Karakaya, yıllar içinde biriken eşyaların ardındaki insan hikayelerini şu sözlerle özetliyor:
"Tesisat işlerinin beni artık zorladığını görünce ev aletleri tamiratına yöneliyorum. Bazen ölen, taşınan ya da alamayan müşterilerim oluyor ve eşyalar bu şekilde dükkânda birikiyor. Ben de işime yarayacak bazı eski ürünleri satın alıyorum; bu yüzden onlardan kopamıyorum. Yirmi beş senedir her şeyden birer tane unutulsa, bugünkü gibi devasa bir koleksiyon ortaya çıkıyor."
Tarihe Tanıklık Eden Bir Emek Serüveni Dükkânda adım atacak yer kalmadığı durumlarda, uzun süre geri alınmayan eşyaları satarak veya diğer cihazlara yedek parça olarak entegre ederek "ileri dönüşüm" (upcycling) pratiğini bizzat uygulayan deneyimli usta, mesleğini sadece bir geçim kaynağı olarak değil, adeta bir yaşam biçimi olarak görüyor. Eskiyen teknolojiyi acımasızca çöpe atmak yerine sabırla hayata döndürmeyi misyon edinen Karakaya, "Ölünceye kadar da bu işe devam ediyorum. Dükkânın önünü süpürüyorum, tamirimi yapıyorum; bu işi gerçekten çok seviyorum" diyerek eşyalarla kurduğu derin duygusal bağı gözler önüne seriyor.
Kastamonu sokaklarında yankılanan bu samimi emek hikayesi, teknolojik mirasın ve ahilik geleneğinin modern dünyada nasıl inatla yaşatıldığını herkese kanıtlıyor.





